http://theme-gyeong.tumblr.com/ çingen çıkını'm

Ikeadan ev düzmek için evlenmeye karar verdim ilgilenenler örnek salon dekorasyonuyla başvurabilir:p

mucopa:

odam da böcek görünce ben…

mucopa:

odam da böcek görünce ben…

:D

frenchchairs:

It is an unusual school in an unusual location and is run by an unusual teacher.

Rajesh Kumar is a shopkeeper by profession but spends hours every morning teaching around 80 children from the poorest of the poor in India’s capital.

The 43-year-old visited the construction of the Delhi transit station a few years ago and was disturbed by the sight of  many children playing at the site instead of attending school.

When he questioned the parents working at the sites they all said there were no schools in the vicinity and no one cared.

Consequently, his open-air class room was born - between pillars and beneath the tracks of the Delhi transit system, known as the Metro.

Every few minutes a train passes above, the children unperturbed by its sounds.

There are no chairs or tables and the children sit on rolls of polystyrene foam placed on the rubble.

Three rectangular patches of wall are painted black and used as a blackboard.

Anonymous donors have contributed cardigans, books, shoes and stationery for the children, as their parents cannot afford them.

One unnamed individual sends a bag full of biscuits and fruit juice for the pupils every day - another incentive for the children to turn up for their studies.

productiveslacker:

remember when Rabbit made a decorative and functional wall piece out of Pooh’s ass?

productiveslacker:

remember when Rabbit made a decorative and functional wall piece out of Pooh’s ass?

probisinkokusu:

Gözlüğümü sırf bu yüzden takmıyorum -;-

probisinkokusu:

Gözlüğümü sırf bu yüzden takmıyorum -;-

Bugün altmıştık bir çiftten tatlı bir hikaye dinledim, hani yaşanmış ya da yaşanabilir olay dedikleri cinsten. Biri istanbulda biri tee memlekette iki kardeş, sadece yazları ekin zamanı bir araya geliyorlar. Yenge ile görümce iki hafta arayla doğum yapıyor. Dede Hamit ve Hamide isimlerini koyuyor bebeklere. Anneler tarladayken onlar aynı ağacın dalındaki besikte sallanıyor. Sonra istanbullu o ağaca çıkıp inemeyince Hamide ona yardım edip aşağı indiriyor. Birbirlerini uzun aralıklarla görüp 17sinde iken evleniyorlar. Akraba evlilikleri o zamanlarda böyle algılanmıyordu tabi. Ve ben hala karşıyım yine de hikaye çok saf, çok şirin. Yan yana otururken birbirlerine takılmaları, yok o öyle değildi deyip baştan anlatmaları… eğlenceli bir akşam oldu benim için, yine de Hamit amca sorum üzerine :”Aşk falan öyle şeyler filmlerde olur, Cüneyt Arkın Filiz Akın’a aşık olur, Türkan aşık olur, ekseriyetle kadınlar aşık olur öyle hayal kurar, erkekler aa güzelmiş der ama filmlerde onlar. Gerçek hayatta anlaşma, birbirine uyma vardır.” diyor. Bunu diyen amca adı bile hani ona göre konmuş bir kadınla severek evlenmiş yine de aşka, hikayelerine inanmıyor. Bizim gibi mantıklı bulduğuna aşık olabilen bir neslin durumu vahim demem o ki. Yani bizdeki derin hikayelerin eskilere uyarlaması şöyle. Ve mecnun çölde aseksuel olur leylayı görünce ilgilenmez, sevmek zamanında kadının fotoğrafına aşık olup aslını ciddiye almayan adam fetişisttir, züleyha biebercıdır genç erkekleri sever. Aboov çok fena hadin iyi geceler:*

Bursa’da yerleşik hayata geçmeme birkaç gün kaldı. Kaldığım her kapıda bir kaç eşya.. Göçebeliğin artısı da eksisi de benimle yine de bu bir şeyler izlememe engel değil. Son haftaları film ve dizilere yüklenerek geçirdim oturacak fırsat bulduğumda. Hakkında konuşulacaklar listesi artınca bunları buraya dökmeye karar verdim. Ee bu da kafa değil mi:P 

Önce beğendiklerimi sıralayayım. The lunchbox tam bir baş yapıt. Arada gidip gelen mektuplar beni benden aldı. Henüz tanışmadığımız birine aşık olabilir miyiz diyor film. Tanıdığımız insanlara aşık olmamız daha ilginç değil mi?image

Sefer tasından içinde bol bol yemek geçen başka bir film olan Chef’e geçmeliyim. Mutfak filmlerine bayılırım, yol hikayelerini çok severim harika bir birleşim oldu bu sebeple benim için. İçinde bir çok şeyden değişik miktarlarda bulunduran film havalar soğumadan izlenmesi gereken filmlerden. Beğendim, acıktım, paylaştım.image

Waitress ise daha küçük oynayan bir film. Bir sürü turta var her durum her duygu için başka bir tarif. Bazen başımıza gelebilecek en kötü şey dediğimiz, bizi kısıtlayan durumlar hayatımızı gözden geçirmemiz için iyi fırsatlar olabilir. image

medianeras (sidewalls) şu hepimizde olan “acaba benim için doğru kişi şuan nerde” sorunsalını işliyor hem de eşleştirmeyi yaparken romantize etmeden. Birbirini tamamlayan değil aynı yaraları taşıyan, aynı uyumsuzluğu barındıran asosyal tiplerle. Buenos aires’in mimarisinin hikaye içerisine yerleştirilme tarzına aşık oldum. image

Aşk demişken aşkın başlangıcı kadar süreci bitişi hatta tekrar geri dönüşleri de hikayeye bağlıdır. Very ordinary couple aşamaları güzel işlemiş. Bazen filmleri içinde geçen bir cümle için hafızama kazıyorum ki bu da onlardan sanırım. Neden ayrılmıştık sorusuna her aşamada verilen tepki ayrı, yaşasın söylem:D

image

Peki içimizi ısıtacak bir animasyon izleyelim dersek? İşte o zaman da Minuscule: valley of the lost ants şiddetle tavsiye edilenler listeme eklendi. Böcekleri konuşturma falan yok kendi dillerinde kendi dertleriyle meşguller, arka planlar falan da hep doğa çekimi. Kahraman uğur böceği daha fazla spoiler istemez, izleyin işte canım!

image

Biraz da felsefe yapmak gerekirse; insan olma kavramının içini dolduran değerlerin medeniyet diye çizdiğimiz çizgiler kaybolduğunda neye dönüşeceğine dair bir kabus kursak mesela. Bir anda insanlar sebepsiz yere kör olmaya başlasa ve gören tek kişi olsanız dünyada? Öyle çerezlik film değildir jose saramago romanı uyarlamasıdır adamın aklını alır. Perfect sense de bu tarz bir kurgu hazırladı sonrasında ama tabi işin aşka bakan yönüyle. Blindness ise adamın yüzüne küreğin arkasıyla geçiriyor oo babe!image

The rebound övgülerden nasibini alacak son film listedeki. Yaşım iki düzineyi geçtiğindendir belki daha mantık odaklı bakıyorum hikayelere. Doğru kişi kadar doğru zaman da önemli. Bilemiyorum filmi izlerken hem eğlendim hem sonunu beğendim bana bu işler böyle tabi yani dedirtti hem de yakışmışlar dimi severim ikisini de^^image

Beni hayal kırıklığına uğrattı dediğim filmler ise sinemada bir türlü izleyemeyip nete düşmesini beklediğim filmler hep ilginçtir. Maleficent tam bir hade leen oldu, izlerken atak geçirdim. Disneye zaten çok sıcak değilim yine de filmin fikri güzeldi. Kötü neden kötü, belki de hikayeyi diğer taraftan dinlemeliyiz vs. fakat yazık olmuş Angelina’ya. film çok tırttı ya o kadar beğenmedim ki neresini yazacağımı bilemedim.

Diğer fiyasko L’Écume des jours, bu filmin çok az salonda yer almasına geçen yıl sövüyordum nete de baya geç düştü falan. Kitabını okumadım belki de kaçırıyorum önemli kısımlarını ama audrey tautou için tam olarak üçüncü kez oturuyorum başına. Yok olmuyor maksimum yarım saat izledim. Belki bir kaç ay sonra yine denerim ama kitabını okumak daha mantıklı en azından onunla ilgili iyi yorumlar var.

Son olarak The fault in our stars da beklentimin altında kaldı. Tamam kitabı zaten size hayatın anlamını göstericem demiyordu ama daha çok kanser görmek istedi bu seyirci. Ansel ve Shailene divergent’ta kardeşti burda sevgili. İkisini tekrar yan yana görmeyi sevdim fakat bu yani. 

Filmleri biriktirip toplu yazmak daha pratik oldu sanırım. Ben yine gelirim gençler yarın gidip ev bulucam daha:)